30 Aralık 2008 Salı

Ne demiş Pliny? Tamam ama ben de buyum işte.

Pliny kim?

Bilmeyenler için "Pliny'i tanıtma rehberi v1.2" mahiyetinde açıklıyorum: MS 23-79 yılları arası yaşamış Roma İmparatorluğu vatandaşı yazar/filozof.

Peki neden Pliny?

Pliny çünkü, adam çok güzel bir laf etmiş, demiş ki; "Gerçek başarı yazılmayı hakeden şeyler yapmakla, yazıdaki başarı da okunmaya değer şeyler yazmakla olur"

Ulan?

Nasıl yani şimdi? Adam dikmiş piramiti binyıllar önce, altına da yazmış "Ben Keops, ben diktirdim bu yapıyı anadın mı..."
Pliny diyor ki bu bişey değil, şöyle olmalıydı: "Ben bilmem kaçıncı sülaleden bilmem kimin torunu, bilmem kimin oğlu Keops the Great, şu kadar köle şu kadar mimar şu kadar mühendis şu kadar taş, şu kadar halat, şu kadar odun kullanarak bu binlerce yıl yaşamasını planladığım piramidi buraya şunun şunun için yaptırtıyorum, herkese hayırlı olsun"...
Ha, Pliny bunu istiyor, bakıyorum da hakikaten ilkinden daha güzel, daha cafcaflı.

Oysa ki ben:

Be-ce-re-mi-yo-rum... Beceremiyorum abicim ablacım beceremiyorum. Öyle cafcaflı konuşunca etkileyici olur biliyorum, Pliny de biliyordu, ama ben zort diye söylüyorum işte. Bak çok iyi omlet yaparım, ama bunu beceremiyorum, zorla değil ki...

Yani onu diyeceğim ki;

Hani buraları takip eden varsa, yolu düşen olursa, benden öyle hokkabazlık, kelime sanatları filan beklemeden, cici cici okusun, kapacağı birşey varsa -ki zannetmiyorum- kapsın, gülecekse gülsün, sinirlenirse aşağıda yorum bölümü var bak, saysın sövsün oraya, medeni insanımdır, tartışırım, belki kabullenirim, tatsızlık çıkartmam.

Kes, stres yapma, de bana, bugün ne öğrendik sonuçta?

1) Pliny'nin kim olduğu
2) Pliny'nin bana benzemediği
3) Benim yazarken nasıl zödönk biri olduğumu
4) Ve tabii ki, yatmadan önce dişlerimizi fırçalamamız gerektiğini (yazıda gizli bu mesaj).

25 Aralık 2008 Perşembe

Dönence üzerine felsefik düşünceler?

Kız biraz da ciddi takılalım madem, yok beceremicem gene ama elimden geleni denerim.

Barış Manço'nun "Dönence"sini bilmeyen yoktur herhalde, varsa da dinlesin, dinlemem derse de defolsun gitsin adamın asabını bozmasın zaten çay çok sıcak dilimi yaktı, neyse.

Efendim, ben ne zaman daralsam, sıkılsam, o bunalımdan bu buhrana girsem -ki ender görülür bende böyle trend vakalar "Allah the most glorious be praised"- açar bu şarkıyı dinlerim (toptan yalan).

Bence cidden bu şarkının enfes müziğini bir kenara bırakalım, sözlerinde de birşeyler var;

Ne demiş mesela rahmetli, "kupkuru dudağımda ne bir ses ne bir nefes" yani affınıza sığınarak, boktan durumdayım, perişanım diyor. Hemen ardından ekliyor ama, "uzaklarda biryerlerde türküler söyleniyor"... Bak ya canımsın, ümidini yitirmemiş, bunu biliyor adam yani, biyerde mutlu olan insanlar elbet var, o olamasa da bunu biliyor ya, bu onu mutlu ediyor. Bir gün ben de olurum havasında...

Diğer bir kuple şöyle mesela: "simsiyah gecenin koynundayım, yapayalnız"... Eeeehh be geberdim öldüm, şu karamsarlığa bak, içimde ölüm korkusu böyle spazmlar aman sus sus, AMA, sonra ekliyor, "uzaklarda biryerlerde güneşler doğuyor"...
Senin gözünün çapağına çift yumurta kırayım, senin ağzını öpeyim be (bazen kendim de inanamıyorum böyle iğrenç şeyler benim parmağımdan nasıl çıkar). Üstat diyor ki, yav öldüm bittim ama, bir yerler aydınlık, herzaman bir aydınlık vardır, burası da olacak gene aydınlık, e ne güzel...

Buhranmış, dertmiş tasaymış, geçer be gözüm, senden kıymetli mi, insansın sen hayat senin, dalgana bak. (vay vay vay)

Bak çay dilimi yakmıştı, o bile geçti şunları düşününce, nirvananın ta kendisi oldum. havalanarak giderim burdan.

19 Aralık 2008 Cuma

İtalya beni de yatırsana ya da Sezar'ın hakkı da bana

Kafama takıldı da neden bu "yatık" diye tabir edilen yazılara "italik" deniyor? İşte azmettim, çok düşündüm, bir o kadar da taşındım ve cevaba muvaffak oldum !

İtalya'nın nesi ünlüdür onu düşündüm, Pisa Kulesi hemencecik geldi aklıma. Pisa Kulesi de malum yatık olmasıyla tanınır...

Demek ki, İtalik yazı İtalya'nın Pisa Kulesinden geliyormuş, dahi olmaya gerenk yok, biraz kafa çalıştıran buluyor netekim.

Evet bir başka serüvene yelken açmak üzere şimdilik bu konuya da noktayı koydum böylece.

Yoğun istek üzerine Mercimek kardeş ve çorbası



Bazıları sağolsun, yemek sitesine çevirecem burayı bu gidişle... Olsun, böyle yazılmışsa kara tahtamıza ispirtolu kalemlerle, böyle olsun.

Bu resimde görmüş olduğunuz leziz ve ekşi şeye limon diyoruz. Yanındaki gerenksiz şey de mercimek çorbası... Evet burada bu çorbayı övecek değilim. Domates çorbası için efendim, ne güzel çorbalar var, kremalı mantar çorbası var, İşkembe çorbası var, var oğlu var.

Ama yok siz gidip bu düttürük Mercimek çorbasına takılıyorsunuz, neymiş anadolu yemeği, nenelerimiz yapıyormuş da bilmemne. BIRAKKK.

Senin nenen kurtuluş savaşında mermi taşıdı, sen de taşı hadi o 800kg'lik (*) mermiyi? hadii? Ha sen anca çorba içersin.. Akıl fikir gırtlakta.

Yaw dağılın çok fena sinir oldum şimdi elimin ayağımın altında dolaşmayın fazla. (a.k.a. Mercimek çorbanı da al git buradan)

(*) Yasal Uyarı: Merminin boyutuna göre nenenin boyutu da değişiklik gösterebilir.

17 Aralık 2008 Çarşamba

ABiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiii ya da can dostumuz künefe...

Senin ben Allah'ına kurban, üzerine kaymak olayım...

www.kunefem.net Fazla söze gerenk yok, adamlar yapmış, Künefe İmparatorluğunun payitahtı ( bebeler bilmez, "payitaht" Osmanlıca başkent demek -evet Supernaut öğretiyor da-) Antakya dan sipariş verebiliyorsunuz donmuş künefeniz geliyor. ısıtıp şerbetini ham yapıyorsunuz künefeyi (anlatırken bile vucudumda değişik kıpraşmalar yaşadığımı biliniz)

Güzel Antakya, evet gitmiştim ben buraya, baya eski bir şehir tarihsel çerçevede... Hititlerden tut, İskender'e, ordan Roma ordan İslam egemenliği, Haçlı seferlerinin geçiş yolunda olması vs vs... Of başım döndü, bir de Dünya'nın sayılı mozaik müzelerinden biri orda, ilk 3de dediler onların yalancısıyım.. Gayet yeterli bir müze ve hayran bıraktı bendenizi de.

Başka başka ne söylenebilir, arapça anadil gibi orda, zaten Suriye'ye 5 dakka (oha) bilemedin 15 dakka (yuha). İnsanlar sıcakkanlı ve misafirperver (klasik Türkiye gezgin yağlaması). Budur.

Evet Antakya'nın ve künefenin sıkı bir sempatizanıyım burdan bu çıkıyor, haydi küheylan bir başka şehre yolculuğa çıkalım o zaman. Deh !

Maymun oldum resmen !

Çinliler heryerden girmeye devam ediyorlar valla, en son takvimimize de girmişler, Çin takvimine göre burcum MAYMUN... Buyrun burdan yakın.

Tamam benzerlikler gösterebilirim, hatta Charles amcamın evrim teorisi doğru ise hepimizin kaynağı bu güzel hayvanlar ama.. İşte insan bir tuhaf oluyor.

Herneyse bundan sonra her kim ola ki bana "maymunluk yapma" ya da muadili birşey söylerse, iki kere düşünsün... (a.k.a Bundan böyle düşünerek atın adımlarınızı)

İzzet Altınmeşe ve Enigmatik Ben'i diyor ki;

Yılbaşı geliyor çocuklar, ama unutmayın sakın, Noel Baba yalan, yok öyle bir olgu...

Esas olan İzzet Baba'dır, tektir, eşsizdir, bütün Babaları çevresinde toplayacaktır.

Yeniyıl gecesi Amerikan filmlerinden görüp de olmayan şöminenize çorap filan asmaya kalkarsanız, alacağınız hediye taş plaklarım olur, türkülerim olur, güftelerim olur...

Başka hediye beklemeyin karagözlülerim, Mardin Kapısında vururum sizi. TEY TEY TEYYYYY