25 Aralık 2008 Perşembe

Dönence üzerine felsefik düşünceler?

Kız biraz da ciddi takılalım madem, yok beceremicem gene ama elimden geleni denerim.

Barış Manço'nun "Dönence"sini bilmeyen yoktur herhalde, varsa da dinlesin, dinlemem derse de defolsun gitsin adamın asabını bozmasın zaten çay çok sıcak dilimi yaktı, neyse.

Efendim, ben ne zaman daralsam, sıkılsam, o bunalımdan bu buhrana girsem -ki ender görülür bende böyle trend vakalar "Allah the most glorious be praised"- açar bu şarkıyı dinlerim (toptan yalan).

Bence cidden bu şarkının enfes müziğini bir kenara bırakalım, sözlerinde de birşeyler var;

Ne demiş mesela rahmetli, "kupkuru dudağımda ne bir ses ne bir nefes" yani affınıza sığınarak, boktan durumdayım, perişanım diyor. Hemen ardından ekliyor ama, "uzaklarda biryerlerde türküler söyleniyor"... Bak ya canımsın, ümidini yitirmemiş, bunu biliyor adam yani, biyerde mutlu olan insanlar elbet var, o olamasa da bunu biliyor ya, bu onu mutlu ediyor. Bir gün ben de olurum havasında...

Diğer bir kuple şöyle mesela: "simsiyah gecenin koynundayım, yapayalnız"... Eeeehh be geberdim öldüm, şu karamsarlığa bak, içimde ölüm korkusu böyle spazmlar aman sus sus, AMA, sonra ekliyor, "uzaklarda biryerlerde güneşler doğuyor"...
Senin gözünün çapağına çift yumurta kırayım, senin ağzını öpeyim be (bazen kendim de inanamıyorum böyle iğrenç şeyler benim parmağımdan nasıl çıkar). Üstat diyor ki, yav öldüm bittim ama, bir yerler aydınlık, herzaman bir aydınlık vardır, burası da olacak gene aydınlık, e ne güzel...

Buhranmış, dertmiş tasaymış, geçer be gözüm, senden kıymetli mi, insansın sen hayat senin, dalgana bak. (vay vay vay)

Bak çay dilimi yakmıştı, o bile geçti şunları düşününce, nirvananın ta kendisi oldum. havalanarak giderim burdan.