1 Haziran 2010 Salı

Dile kolay 20 sene...

Yazacak bir konu buldum, ne kadar mesudum, ne kadar bahtiyarım anlatamam. Geçen gün sinemaya gittim, Prince of Persia (Pers Prensi), kısaca PP diyebilirsiniz, beklediğimden iyi çıktı, hatta bir hayli iyi çıktı. Ortadoğuda geçen, tarihi hiçbir dayanağı olmayan, hatta olan tarihi de saptıran, bol vurdulu kırdılı, akrobatik hareketleri çok olan, pahalı bütçeli bir Hollywood filmi arayanlar için bu sıralar daha iyisi yok diyebilirim. Öneririm. Altına imzamı atarım hatta.

Ve fakat filmin benim için yeri çok çok farklıydı. Netekim bu kadar aksiyon vs vs. den ziyade, 20 sene öncesine gittim filmi izlerken yer yer. Bundan tam 20 sene önce Yıldız Teknik Üniversitesi Bilgisayar Bölümü odasına annemden torpilli olarak girebiliyordum. O dönemler yukarıda resmini gördüğünüz en ilkel PC oyunlarından Prince of Persia yeni çıkmıştı. Tek diskete sığan oyun, bu dönemin bilgisayarları yanında kağnıdan yavaş kalan aletlerde bile çalışıyordu tabii ki. Her öğlen gider orda onu oynardım. Sağolsun ordaki abiler ablalar bana bir bilgisayar tahsis ederlerdi, saat 16.00 civarı anneme yalvarırdım gitmeyelim diye. Neyse uzatmayayım herkesin çocukluğunda zombiye bağlayıp oynadığı bir pc/amiga/atari oyunu vardır pacman filan hesabı. Benimki de buydu işte.

Gel gör ki aradan 20 sene geçmiş, sevgili PP'min daha iyi versiyonları, daha bir 3 boyutlu oyunları çıktı... Filmi çevrildi mis gibi. Ama Iran aynı yerde sayıyor ! 20 sene önce bi Hümeyni vardı, şimdi de farklı değiller, oysa ki prensleri ne kadar geliştirdi kendisini. İnsan bakar örnek alır az... Ama bana ne Iran'dan.