6 Temmuz 2010 Salı

Yavrum teknobüs

Hemen uyarayım, Pamukkale Seyahat ya da Turizm ya da Taşımacılık, herneyse o firmayla bir ilişkim yok, komisyon filan da almıyorum. "Sevdiğim şeyin reklamını yapma hakkı"ma dayanarak (Anayasanın C bendinde 43. madde), sevgili Pamukkale'yi alkışlıyorum, tebrik ediyorum.

Artık karayolu eziyet değil arkadaşlar, ben böyle araç görmedim. Epeydir binmiyordum 10 saat üzeri bir seyahat için otobüse, bir bindim, otobüsler çağ atlamış meğer. Şiddetle tavsiye ederim. Biryere gitmeyecekseniz bile sırf buna binmek için gidin diyor, saçmalıyorum.

Nasıl birşey?
Muhteşem. Oturuyorsun koltuğa, karşında bir lcd ekran, öndeki koltuğun arkasına gömülü ! "Oh my god, this is techno" diyorsun bir kere baştan. 4 büyükleri (Kanal D, ATV, STAR, SHOW TV) çok az kesintiyle (dağ başlarından geçerken kesiliyor biraz çok kısa süreli) seçip izleyebiliyorsunuz bir kere. Yok benim gibi tv beni açmaz diyorsanız, hooop sinemalar, yerli yabancı, korku, aksiyon, gerilim, komedi... Müzikler, belgeseller aklar boklar... Beni açan sinema oldu, "Müzede bir gece 2" filmini komedi yerine gerilim bölümünde görmem dışında bir falso göremedim. Pardon gördüm, filmlere mecburi dublaj, çeviriler doğru gibi fakat dudak uydurma problemli :) Bu kadı kızında da olur diyor ve geçiyoruz hemen.

Bitti mi?
Bitmedi.
Adam ekranın yanına USB portu koymuş, memory stickinizi sokup müzik,film cart curt ordan da izleyebiliyorsunuz yanınıza getirdiğiniz şeyi. Tabii bomba birşey ama acaba her formatı destekler mi? Divx vs vs gibi... Bu kafamda soru işaretiydi, o yüzden net birşey yazamıyorum, bir dahaki seyahatimde bir avi bir de divx olmak üzere deneyeceğimdir !!

-Supernaut
-Efendim?
-Yeter reklam yaptığın, tatilin nasıl geçti kuzum?
-Ben senin kuzun değilim!

Ama yine de anlatayım, Fethiye gayet güzel, bilmeyenler için denizi ne sıcak ne soğuk, gün içinde bunalınca cup diye atlayıp serinliyorsunuz. Ama cup diye atlamanız lazım. Dinlendim enerji depoladım geldim işte. Tatilin kötüsü olmaz derler, katılırım :)

Buradan bir Sonisphere geçti

Yarama basıp geçti sayın okur. Mükemmeldi.
Diyeceksin mükkemmeldiyse neden 1 haftayı aşkın süre geçtikten sonra blogunda yazıyorsun? Çünkü festival bitiminden 5 saat sonra 1 haftalık tatile gittim, oldu mu? Gelmeyin üstüme.


İlk gün
İş çıkışı gidip ancak Rammstein'e yetiştik, doğru da yapmışız zira Alice in Chains'i pek tutmamış kimse, gelgelelim Ramo muhteşemdi, seyirciyle iletişim biraz sönük kalabilir ama sahne şovu zaten fazlasıyla kapıyor tüm defoları. Defo yoktu bu arada :) Pyromaniac amcalar alev,kıvılcım,fişek ve köpük olayının ustaları, buna şüphe yok.
Sonuç: En tanımayan insanı bile 1.30 saat oraya bağlayacak bir sahne şovu, gene gelsinler gene gidelim.
İkinci gün
Hayko Cepkin ile başladık mesai'ye, Volbeat'ı kaçırdığımıza çok üzüldük, napalım, Windrider'a bir Volbeat sözümüz olsun. Hayko'nun performansını ben sevdim, hatta bazı Manowar işareti yapan densizleri de ayıpladım. Brutal vokal, travmatik ezgiler ve distortion eşliğinde güzel bir playlist hazırlamış, helal sana Hayko, seni seviyoruuuuuz.
Ama Manowar'ı daha çok seviyoruz Hayko, darılmaca yok :) JoA hanımkızımın blogunda da bir yorumda belirttiğim üzere, Manowar'a olan sinsi sevgim (??) katlanarak arttı arttı ve "Black wind fire and steel" i onlarla beraber söyleyince patlama yaptı. Hatta Miniksu bana şaşkınlık içinde baktı "ezbere mi biliyorsun bu şarkıyı" der gibiydi, evet suratından anladım. Kırdılar geçirdiler, rahmetli Dio'yu Heaven&Hell çalarak andılar. Beni mest ettiler. Bir de Big four'a(Metallica,Slayer,Megadeth ve Anthrax) Türkçe "s....tir ordan" dediler, iddialı ama güzeldi :)
Günün headlineri Accept'e gelince, bildiğim çok güzel şarkılarıyla eğlendik, ama hep birşey eksik hep birşey eksik... Sevgili Udo bırakmayacaktı vokalleri :( Şimdiki amcam çok tutuk bir vokalle başlasa da, "Fast as a shark" da limitlerini aştı diyebilirim. Headlinerlik konusunda Manowar'a ayıp ettikleri bir gerçek, ama Accept'de çıktı, ortamı parçaladı geçirdi ve indi. Gayet iyilerdi. Zaten vokal yetersiz kalınca gitaristlere düşüyor iş, onlar bol bol şov yaptı.
Bunlar dışında, JoA'yı miyop gözlerimle de olsa gördüm, üst tribünden el salladı bana oley, tel'de bile konuştuk, ama Windrider'in telefonu biraz değişik, arada çekmiyor mu ne (zaten fotoğrafları da titrek çekiyor :P) Kesik kesik de olsa duyabildim JoA'yı. Mutluyum, huzurluyum.
Üçüncü gün
Anthrax: Hiç bilmiyordum, ismen aşinaydım, güzellermiş, vokaldeki tatlı dede kızılderili şefi tüylerini giyip sağa sola koşturana kadar monoton ama tatlı gidiyorlardı, o olaydan sonra tatlı ve monoton gittiler diyebilirim. Tamamen saçmalıyorum şu an, neyse, iyilerdi sabah performansı için.
Megadeth: Hey gidi Dave Mustaine, sen de zamana karşı koyamamışsın be, mikrofondaki meşhur sorunu bir türlü halledemediler, çok sesi çıkmadı garibimin, ama şarkıları ezberlemişiz artık, zaten geldi "here we go" dedi besmele çeker gibi, abandı gitarına, sonra kafasını kaldırdığında 1 saat geçmişti (gibi gibi). Tüm stadyum Megadeth diye tempo tuttu mu? Tuttu, e yeterli.
Slayer: Bu elemanları da ismen bilirim, çok meşhurlar tamam ama tarzım mı değil nedir, hiç bir şarkılarını bilmem etmem. İyi çaldılar, hayranlarını coşturdular, biz de coştuk aslında, ama vokal tuhaf tuhaf gülmeyi kesmediği için tedirgin de olmadık değil. Bir de Metallica sıkıştırıyor arkadan, kolay değil onu bekleme stressinde çalmak. Aferin Slayer'a, işi biliyorlar hehe.
Metallica: Onlar dedi ki: "Death magnetic turu sonunda kapanış için daha iyi bir şehir olamazdı", ben de diyorum ki, "Sizden iyi bir bitiş headlineri hiç olamazdı, sizin ağzınızı yiyem ben, kurban olduklarım". Öyle ya da böyle; tartışmasız 1 numara. Metallica konserine, herzaman, gi-di-lir.
Tabii konser bitti 5 saat sonra tatile çıktığımdan ötürü, bir kültür şoku, bir ne oldu bana halleri geldi birden uçakta... Denize girince hepsi geçti neyse ki :)
Supernaut durmuyor: Bir sonraki bölümde tatil maceraları ve Karamel için özel : Teknobüs reloaded (detaylı açıklamalarla)...