6 Ekim 2010 Çarşamba

MİMoza


Gene Karamel, gene mim, nostalji oldum sanki !

Bıkmış gibi söylediğime bakılmasın, bilakis mutlu oldum, teşekkürlerim kendisine gidiyor.
Beklemiyordum, ne bileyim sevindim işte aaa tamam ağlatacaksınız beni.

Mim de hoşuma gitti hani, her mimi beğenmem öyle, ağırdan satarım blogumu ! Neydi bakayım, ha masaüstü paylaşmaca. Evet şu anki masaüstü duvar kağıdımızı (Türkçe bilmeyen zibidiler için: wallpaper) resim olarak ekliyoruz hanımlar beyler.

Evdeki masaüstü düz siyah renk olduğu içün (ruhumun derinlikleri gibi, deeeeeeermişim auheıhıe) işyerindekini zımbalıyorum buraya. Evet "zımbalamak", artık ekleme, ilişiklendirme,  attach yerine zımbalamayı kullanıyorum, daha sert ve sonuca giden, tam kalbine. Belki de ben iyi değilim. Hastalık başıma mı vurdu tam düzeliyorum derken?

Bu mim kimlere gitsin? Kimseye gitmesin ! İkinci bir emre kadar, bu blog mimlerin bittiği yer olacak, mimlerin kabusu olacak, Tanrı mimlerin belasını tam burada verecek. Ya da fikir değiştirdim, masaüstü paylaşmak hoşlarına gider belki, JoA hanımkızım ve Jetski woman'ı mimleyeyim. Kendilerinden epeydir ses çıkmıyordu zaten, silkeleyeyim bir şöyle !

İşte böyle, çorap (!) değiştirir gibi fikir değiştirilen bu blogda, bu Supernaut günlüklerinde, bir yazının daha sonuna geldik. Esenlikler diliyorum.



 Notcuk: İsim vermek istemiyorum (:P) mim'in geldiği blog yorumlarında muhtelif yazılar okudum, duvarkağıdı bilgisayarı yavaşlatıyor şeklinde. Bunu böyle düşünen bir ben varım sanıyordum ! Gene yanıldın Supernaut. Gerçi çift hatta dört çekirdekli işlemcilerin normal sayıldığı bir devirde, basit bir jpeg dosyası bilgisayarı ne kadar yavaşlatabilir? Ama Ozzy'nin de dediği gibi, "mental wounds not healing" , alışkanlıkları bırakması çok zor. En iyi örneklerden biriyimdir bu konuda.

4 Ekim 2010 Pazartesi

Sistem zorda

Soğuk özlemi isimli yazımda bahsetmiştim, yaz çok sıcak geçti soğukları özledim cart curt... Al sana soğuk özlemi, daha Ekim başı ilk hastalığımı da kaptım bir yerlerden. Burun musluk olmuş akıyor, gözler boş bakıyor, vücut en basit hareketi yaparken bile "acaba yapmasam mı?" diyor...

Bugün öğle yemeğinde hastalığa tokat gibi bir cevap vereyim dedim, gittim dışarıda tavuk suyuna bol limonlu çorba içicem, bir de baktım neredeyse yer yok, herkesin sipariş aynı: Tavuk suyuna çorba !!! Bunun adına salgın derler, öyle bir anda silemezler diye bir şarkısı geldi aklıma sevgili Doğuş ustanın.

Hal böyleyken sevgili kitlem, ben yaptım siz yapmayın, aman dikkat edin, salgın resmi olarak başladı, ilaçları aldım, vitaminleri yükledim, savaşa başladım bende, bakalım kaç günüm heba olacak, bu yolda kaç alyuvar/akyuvar şehit verecem. Bunları yazarken bile sağ elim ağrıdı, sol elim uyuştu. Eyyyaeaeaehhh beeee !