17 Şubat 2011 Perşembe

Long live the king !

Bir çarşamba akşamı gene yolumuz Kanyon'da bir galaya düştü. İstanbul'un elit kesiminden olduğum için sürekli böyle gala davetiyeleri geliyor tabii hah ha ! Yok böyle birşey tabii ki, ama davetiye geldi, orası doğru. Neyse filmimiz 12 dalda oscar adayı "The King's speech", türkçeye "Zoraki Kral" olarak çevrilmiş tabii ki, aksi de beklenemez. "Zor Baba" tarzı gudubik bir çeviri olmuş ama kimin umurunda.

Şimdi bu 12 dal nelerdir bilemedim ama 12sini de hakedecek cinsten bir başyapıt olmuş. Rakiplerini bilmememe rağmen diyorum ki: en iyi filmi kaçırmamalı, en iyi yardımcı oyuncu rolünde Geoffrey Rush amcamız oscar ötesi bir performans göstermiş, başkasına giderse yazıklar olsun. Colin Firth'e de en iyi erkek oyuncu dalında oscar verilmeli, kekeme oynamak kolay değil, yırtmış kendini. Tek endişem film fazla "Ingiltere" kokuyor diye belki objektif yaklaşamayabilir sevgili akademi ödülleri dağıtanlar. Onlara burdan selam gönderiyorum.

Benimki gala olduğu için bilemiyorum ne zaman gösterime giriyor. Belki de girmiştir... Kaçırılmaması gereken bir film, tarih, biraz mizah, ve dramımsı öğeler seviyorsanız düşünmeden giriniz salona izleyiniz. Sevmiyorsanız da asla sıkmıyor. Ben öyleyimdir mesela durgun filmleri hiç sevmem, bu da öyle bir hava bırakıyor gibi gözükse de, kesinlikle koca bir "Hayır!".

Bunun dışında, Kanyon'un açık yapısı sayesinde sağlam üşüdük, lanet olası kar da yağmıyor Istanbul'a, bu kadar soğuklarda ne kadar dayanabiliriz bilemiyorum, S.O.S.